atçılık camiasındaki ego sorunu

var böyle bir durum. hipodromda padok ve tribünden başka bir yer görmemiş, "at boku" temizlememiş biri olarak ben bile rahatlıkla böyle bir tespit yapabiliyorum yani. durum çok açık. vaziyet çok bariz. kimi görsem en iyi bilen kendisi. diğerleri şansa yapıyor, iyi at yakalamış oluyor. ilacı sağlam olmuş oluyor. parası gani olmuş oluyor (bu mantıklı hakkını verelim.) vs vs hep aynı şeyler. ama sonuç olarak "diğeri bilmiyor. bilmiyor bilmiyor" "vay arkadaş" diyorum başka da bir şey diyemiyorum.

neden böyle bilmiyorum, bir tecrübe faktörü var ama haklı olanın kendini sahada ispatlaması gerekmiyor mu? şansa pansa başarı atçılıkta ne kadar olur arkadaş? en nihayetinde iş bir yerde bilimin soğuk gerçeklik duvarına çarpmaz mı? tesadüfen atçılık olur mu? olursa ne kadar sürer?

neyse benden bu kadar. sadece durum tespiti. dışardan hiç hoş görünmüyorsunuz sayın yetkililer. gerisini kendiniz bilirsiniz.
bu ego problemi malesef bir virüsle geçiyor galiba. hipodromun etrafından geçmemiş, bayide tv'den yarış izleyenlerde de var aynı sorun. hep en iyi "ben bilirim". diğeri sallıyor. bin tane klişe. çuvaldızı unutmadım yetkililer. sıkıntı yok.

(bkz:at yarışı klişeleri)
atlar masum ama. onlar gerçekten sadece koşmak için koşuyor. bilseler üzerlerinden ne entrikalar dönüyor, ne manyakça şeyler yapılıyor, ne ego balonları şişiriliyor bence kesin koşmazlardı. herhalde, sanırsam, galiba.
escort ankara